Terry Eagleton’dan Teorik Hamle

Hürriyet Kitap Sanat / Yücel Kayıran

Trajedi, krizin kendisidir; aporia (çıkışsızlık) durumuyla yüz yüze gelmektir. Şairliğin ya da entelektüelliğin kıstası, risk almaktır. Hakikat risk içerir. Riski göze almayan hakikati dile getiremez. Terry Eagleton, aynı anda Türkçeye çevrilen üç kitabı Trajedi’, ‘Akıl, İnanç ve Devrim’ ve ‘Materyalizmle bu riski göze almış görünüyor.

Uluğ Nutku, 2013’te verdiği bir konferansta, “Sizin kuşağın talihsizliği, dindar kişiyle hiç karşılaşmamış olmanız” demişti, “Onun nesli yarım yüzyıl önce tükendi”. Çağ, geri çekilmeyle değişir, fark etmeyiz. Uluğ Hoca’nın ne demek istediğini ben anlamıştım; ‘Son Akşam Yemeği’nde (2013) yer alan ‘Kuyu Teolojisi’ şiirimde, ‘anneannemin dindarlığı’ özelinden, o ‘nesli’ yazmıştım ama bunu Uluğ Hoca’yı dinleyince fark etmiştim. Spinoza, “Dindarlık, saflık ve coşkudur” der. Din, şiirin ve felsefenin yanı sıra her zaman ilgi alanımın merkezinde yer aldı. Dini, her zaman yoksul insanların ruhani tarihi olarak okudum. Marx’m dinle ilgili “Afyon” ya da “Kalpsiz bir dünyanın kalbi” mecazına dayalı tanımını da ben böyle yorumlarım.

Paul Ricoeur, enfes kitabı ‘Eleştiri ve İnanç’ta, Nutku’nun işaret ettiği sorunla sanki bakışımlı olarak okullara din tarihi dersinin konmasından söz eder. Terry Eagleton’ın yeni çevrilen ‘Akıl, İnanç ve Devrim – Tann Tartışması Üzerine Düşünceler* kitabını okuduğumda da benzer bir sorunsaldan söz ettiğini hissettim.

Eagleton’ın bugünlerde aslında üç kitabı Türkçeye çevrildi. Diğerleri, ‘Materyalizm’ ve ‘Trajedi’. ‘Materyalizm’, bir öğreti ya da bir eğitim kitabı değil. Eagleton, materyalizmin Marksizm indirgemesini devre dışı bırakarak Wittgenstein ve Nietzsche materyalizmlerini de irdelemektedir.

Eagleton hakkında, bir süre önce, orta sınıfların, geçmişte kalmış gibi görünen teorileri güncelleyen sorunsuz teorisyeni diye düşünmeye başlamıştım; özellikle ‘Tatlı Şiddet’i okuduktan sonra. Kitabın adı bile çok rahatsız ediciydi; trajedi için ‘tatlı şiddet’ diyordu. Önce bir ‘hoca’ gibi konuşuyordu, şimdi ‘kendi’ hesaplaşıyor. Trajedi, krizin kendisidir; aporia (çıkışsızlık) durumuyla yüz yüze gelmektir. Şairliğin ya da entelektüelliğin kıstası, risk almaktır. Hakikat risk içerir. Riski-göze almayan hakikati dile getiremez. ‘Trajedi’, ‘Akıl, İnanç ve Devrim’ ve ‘Materyalizm’ kitaplarıyla Eagleton bu riski göze almış görünüyor.

Eagleton’ın, ‘Akıl, İnanç ve Devrim’deki sorunsalının ne olduğunu şöyle özetlemek mümkün: Eagleton, dinin modernlik öncesi dönemine dikkat çekerek, “Din” diyor, “insan ilişkilerinde tarifsiz bir sefalet yarattı. Çoğunlukla bağnazlık, batıl inançlar ve baskıcı ideolojilerden oluşan bir hikâyeydi bu. Bundan ötürü ona yöneltilen akılcı ve hümanist eleştirilere sempatim vardı”. Ancak bugün durum tersine dönmüş halde. “Bugün dine yönelik eleştiriler, din reddiyelerini değersizleştirmektedirler. Karaladıkları şeyler, genellikle dininkine benzer şekilde cehalet ve önyargıya dayanan, gerçeğin değersiz bir karikatürüdür.” İşte, Eagleton, dine yönelik bu türden reddiyelerin eleştirisine odaklanmaktadır. Başka bir deyişle Eagleton, ateistlerin batıl inançlara dayalı tanrı kavrayışlarının eleştirisini yapmaktadır. Bunlardan biri Richard Davvkins’in ‘Tanrı Yanılgısı’ kitabıdır. Ona göre, Davvkins’in tanrı ve din kavrayışı, ilkel bir teoloji bilgisine dayanmaktadır. Dolayısıyla, bu ilkel teoloji bilgisine dayalı tann kavrayışı ile Marksizmin din meselesine yaklaşımı arasına önemli bir çizgi çekiyor Eagleton.

Bu bakımdan Eagleton’m ‘Materyalizmce dile getirdiği bu argüman çok önemli bir hatırlatma içermektedir. “Tarihsel materyalistlerin ateist olmasının gerekmemesi ilginç bir noktadır ancak birçoğu garip bir şekilde bu gerçekten habersiz görünüyor.” Böylece yeni bir tartışmanın önü açılmış oluyor: Sekülarizm mi tarihsel materyalizm mi? Ben, elbette İkincisinden yanayımdır; çünkü birincisi kendiliğindenim içerir.

Bu iki kitabı paralel ya da art arda okumak gerekir.

Kaynak: https://bit.ly/3BsIWcG

Menü