Tarihçi Gözüyle Kentler

Sabit Fikir / Kerem Görkem

Ceoffrey Parker Egemen Kentler’de bir tarihçi gözüyle -zaman zaman tasarıma da temas ederek- bir tür kent tarihi yazımına girişmiş. Yazarın kitapta izlediği metot, antik zamanlardan çağdaş dünyaya kent devletlerinin kronolojik bir incelemesi olarak izah edilebilir.

İngiliz tarihçi Geoffrey Parker’ın 2004 tarihli çalışması Egemen Kentler, “Tarih Boyunca Kent Devletleri” altbaşlığıyla Tellekt tarafından, geride bıraktığımız yazın ilk günlerinde yayınlandı. Birmingham Üniversitesi Siyasi Coğrafya ve Jeopolitik Bölümü’nde onursal kıdemli araştırma görevlisi olarak çalışan Parker’ın, Askeri Devrim, I. Dünya Savaşı ve 20. Yüzyıl, Cambridge Savaş Tarihi gibi kitapları daha önce Türkçeye çevrilmişti. Yavuz Baran tarafından dilimize kazandırılan Egemen Kentler, yazarın uzmanlık alanı olan tarih dışındaki diğer disiplinlerle en çok temas eden kitabı olarak değerlendirilebilir.

Geçmişten günümüze kentler üzerine kaleme alınmış olan kitapların başta kent plancıları, mimarlar ve coğrafyacılar olmak üzere politika, sosyoloji ve iktisat gibi temel disiplinlerden gelen araştırmacılarca yazıldığını söylemek herhalde acayip olmaz. Kent plancıları, mimarlar ve coğrafyacılar kenti başat bir problematik olarak değerlendirirken; politika, sosyoloji, iktisat ve Parker’ın çalışmasında olduğu gibi tarih alanının onu araçsal bir mekân olarak ele aldıkları, kenti temel araştırma konularına malzeme ettikleri söylenegelir. Egemen Kentler de bu tezi doğrular nitelikte: Geoffrey Parker bu kitabında, bir tarihçi gözüyle -zaman zaman tasarıma da temas ederek- bir tür kent tarihi yazımına girişmiş.

 

Kronolojinin izlekleri

Yazarın kent devletleri üzerine bir tarih yazımına giriştiği kitapta izlediği metod, antik zamanlardan çağdaş dünyaya kent devletlerinin kronolojik bir incelemesi olarak izah edilebilir. Antik dönemin akabinde imparatorlukların yükselişi, zamanla güç kaybeden imparatorlukların Batı Avrupa’dan başlayarak emperyal devletlere dönüşmesi ve nihayet küreselleşme ile soğuk savaş sonrası siyasi atmosferin doğurduğu günümüz kentleri, bu kronolojinin izleklerini oluşturuyor.

Egemen Kentler, ulusal sınırlar konusunu tartışmaya açarak başlıyor. Devletlerin jeopolitik görünümlerini tarihsel bir süreçte izaha girişen Parker, dünya haritasına bakıldığında gelişigüzel bir araya getirildiği düşünülen, kendi deyişiyle farklı büyüklük ve şekillere sahip parçaların esasen birçok devlet tipinin mevcudiyetini imlediğini aktarıyor. Ulus devlet ideasının var olma yöntemini sınırları içerisinde homojen bir yapıyı sağlamak olarak açıklayan yazar, kent devletlerinin ulus inşasında oynadığı role dikkat çekiyor. Esasen küreselleşme ile ulus devletlerin kıymetini yitireceği düşünülse ii de, günümüz kentlerinde ve gündelik hayatta görülen izler hala okunaklı. Parker, kitaba giren sonsözünde bu okunaklı izi şöyle işaret ediyor: “Birçok farklı biçime sahip imparatorluklar ve ulus devletler tarihsel olarak diğer herhangi bir devlet tipinden daha fazla norm teşkil etmiş olsalar da, kent devleti hayatta kalmayı ve bunlara karşı alternatif olmayı başarabildi.” (s. 259)

Geoffrey Parker’ın bu kentler incelemesinde derinlemesine analiz ettiği başlıca kent devletler şunlar: Platon ve Aristo’nun devlet ve yönetim fikrinin en kusursuz uygulama alanı olarak gördüğü Yunan Polis’i, Roma başkenti, bütün bileşenleriyle Rönesans kentleri, Alman Hanse’si, kentsel mekânın Rus ve Baltık tezahürleri… Bütün bu büyük ölçekli mekânlara kent devletleri demek belki doğru değil, ama yazarın az evvel değindiğim, sonsözde değindiği kent devletinin hayatta kalma başarısında buraların rolünü görmemek herhalde dikkatsizlik olacaktır.

Geleneksel kent devletleri ile çağdaş kent devletlerini yalnızca demokrasi ve iç yapı bakımından ayıran yazar, 21. yüzyıl küreselleşmiş kent devletinde bulunması zorunlu olan bileşenleri yüksek egemenlik derecesi, bir kentin baskın hâkimiyeti, ticaretin gelişmişliği, kişi başına düşen hasılanın büyüklüğü ve uluslararası ekonomik ve politik gruplara/ birliklere yakın olunması ile açıklıyor. Bu çerçevede modern kent devletleri, geleneksel olanlardan ayrıştığı birkaç küçük nüansla, küreselleşen dünyaya sahiden de başarıyla adapte olmuş gibi görünüyor.

Egemen Kentler: Tarih Boyunca Kent Devletleri, kent tarihine ilgi duyan her disiplinden okurun keyifle okuyacağı nitelikli bir araştırma. Yer yer dipnotlar vasıtasıyla başka okumalara yöneltse de, “yalnızca meraklı” bir okuru boğmadan sonuna getirmeyi başarıyor. Kitap bu yönüyle, sadece konuya ilgili araştırmacıların değil, meraklı kitap kurtlarının da radarına girebilir.

Menü